Этот диалог и сопутствующий учебный материал (интерактивные блоки) представлют собой концентрированную симуляцию одной из самых частотных бытовых ситуаций — похода в турецкий супермаркет (Market или Süpermarket).
Изучение языка через такие тематические блоки дает несколько ключевых преимуществ:
1. Переход от отдельных слов к “фразовым паттернам”
Вместо того чтобы учить слово tarih (дата) или geçmek (проходить), вы учите готовую конструкцию: “Bu sütün tarihi geçmiş” (У этого молока срок прошел). В турецком языке очень важен порядок слов и правильные аффиксы. Заучивая готовые фразы, вы автоматически запоминаете правильное управление глаголов (какой падеж использовать) без нудного зазубривания грамматических таблиц.
2. Освоение культурных и этикетных формул
В диалог включены такие фразы, как “Kolay gelsin” или “Hayırlı işler”. Это важнейшая часть турецкого менталитета. В Турции не принято просто уходить из магазина, не пожелав продавцу “легкой работы”. Использование таких фраз делает вашу речь естественной и вызывает симпатию у носителей языка.
3. Тренировка “магазинной” грамматики
Диалог демонстрирует работу специфических грамматических форм:
- Сравнительная степень: Daha küçük (поменьше), Daha ucuz (дешевле).
- Повелительное наклонение и просьбы: Verir misiniz? (Дадите?), Yapar mısınız? (Сделаете?).
- Числительные и меры веса: Работа с граммами (yüz gram) и весовыми товарами.
4. Психологическая готовность
Самый большой барьер в изучении — страх не понять вопрос. В приложении собраны типичные вопросы кассира:
- “Poşet istiyor musunuz?” (Нужен пакет?)
- “Müşteri kartınız var mı?” (Есть карта клиента?)
- “Bozuk paranız var mı?” (Есть мелочь?) Отработав их в тесте, вы перестанете впадать в ступор при звуке голоса за кассовым аппаратом.
5. Развитие навыка аудирования и произношения
Интерактивное приложение позволяет слушать правильное произношение. Турецкий язык — фонетический (как пишется, так и читается), но интонация и мягкость определенных звуков (например, в слове kıyma или şarküteri) требуют практики.
Рекомендации по работе с материалом:
- Сначала визуализируйте: Пройдитесь по списку слов в режиме “Изучение”, представляя себе отдел овощей или полку с молоком.
- Используйте “Карточки” для активного вспоминания: Не переходите к тесту, пока не сможете перевести хотя бы 80% карточек с русского на турецкий (это сложнее, чем наоборот).
- Проходите тест до автоматизма: Ваша цель в “Экзамене” — не просто ответить правильно, а сделать это быстро, не задумываясь над грамматикой. Именно такая скорость понадобится вам в реальном магазине.
Этот метод превращает пассивный словарный запас в активный речевой навык, который вы сможете применить уже сегодня.
Cценарий на турецком языке, который охватывает поход в супермаркет от входа до парковки. Диалог использует сленг, сокращения и культурные особенности, такие как kolay gelsin, canım, valla), характерным для среднего и продвинутого уровней (B2-C1).
В сценарии учтен ассортимент типичных турецких сетей (вроде Migros, Carrefour или Macrocenter), включая отделы оливок, сыров, маринадов и свежей выпечки.
Süpermarket Alışverişi: Elif ve Selin’in Genişletilmiş Diyaloğu
Karakterler:
- Elif: Ev ekonomisine hakim, sağlıklı yaşam meraklısı.
- Selin: Yeni tatlar denemeyi seven, biraz daha lükse kaçan arkadaşı.
- Görevliler: Manav, Şarküteri, Kasap, Unlu Mamuller ve Kasa personeli.
- Elif: Ay Selin, park yeri bulana kadar canım çıktı, hafta sonu buralar ne kadar kalabalıkmış!
- Selin: Sorma canım, keşke sabah erkenden gelseydik ama ancak hazırlanabildik.
- Elif: Neyse, hadi listeyi çıkaralım da vakit kaybetmeyelim.
- Selin: Önce şu tekerlekli arabalardan bir tane kapalım, benim liste de bayağı uzun.
- Elif: Bak, giriş kapısının yanındaki broşürlere baksana, bu hafta hangi ürünlerde “indirim” varmış?
- Selin: “Bir alana bir bedava” kampanyası var bazı deterjanlarda, onlara mutlaka bakmalıyız.
- Elif: Tamam, onları sona bırakalım. İlk durak her zamanki gibi manav reyonu.
- Selin: Domateslerin kokusu girişe kadar gelmiş, baksana ne kadar canlılar.
- Elif: Ama fiyatlar da bir o kadar “can yakıyor”, salkım domatesin kilosu kaç lira olmuş öyle?
- Selin: Geçen haftaya göre yine zam gelmiş, inanılır gibi değil.
- Elif: Ben şuradaki yerli tarla domateslerinden alacağım, menemen için daha iyi oluyorlar.
- Selin: Ben de bir kilo alayım, bizimkiler sabahları domates-salatalık olmadan sofraya oturmuyor.
- Elif: Bak, Çengelköy bademleri gelmiş! Küçücükler, tam çıtır çıtır.
- Selin: Ay evet, ben bunları çocukların beslenme çantasına koyuyorum, çok seviyorlar.
- Elif: Patlıcanlar biraz pörsümüş mü sanki, ne dersin?
- Selin: Haklısın, biraz yumuşamışlar. Karnıyarık için daha diri olanları lazım.
- Elif: (Manav görevlisine) Kolay gelsin beyefendi, taze patlıcanınız var mı arkada, yoksa bunlar mı son kalanlar?
- Manav Görevlisi: Maalesef efendim, yeni sevkiyat yarın sabah gelecek.
- Elif: Anladım, o zaman patlıcan kalsın. Yarın mahalle pazarına bakarım artık.
- Selin: Elif, şu avokadoların fiyatına bak! Tanesi 40 lira mı?
- Elif: Valla Selin, sağlıklı beslenelim diyoruz ama cüzdan buna dayanmıyor.
- Selin: Ben yine de bir tane alacağım, içine ceviz ve bal koyup çocuklara yediriyorum, çok besleyici.
- Elif: Meyve reyonuna geçelim. Mandalinalar çıkmış, mevsimi geldi artık.
- Selin: “Satsuma” bunlar, en tatlısı. İki kilo tartalım mı?
- Elif: Tartalım, kış kapıda, C vitamini lazım.
- Selin: Muzlar ithal mi yerli mi?
- Elif: Ben yerli Anamur muzu tercih ediyorum, daha küçük ama çok daha lezzetli.
- Selin: Katılıyorum, ithal muzlar saman gibi geliyor bana.
- Elif: Patates ve soğan kısmına geldik. Şu fileli olanlardan mı alsak yoksa tek tek mi seçsek?
- Selin: Tek tek seçelim, filelilerin içinde bazen çürük çıkabiliyor.
- Elif: Doğru. Patatesin “kızartmalık” ve “haşlamalık” diye ayrılmasına bayılıyorum burada.
- Selin: Ben Afyon patatesinden şaşmam, fırında harika oluyor.
- Elif: Şarküteri reyonuna doğru ilerleyelim mi? Peynirimiz bitmek üzere.
- Selin: Hadi gidelim, peynir kokusu beni benden alıyor zaten.
- Elif: Bak Selin, şu Ezine peyniri tam yağlıymış, tam senin sevdiğin gibi.
- Selin: Ay evet, sert ve tuzlu peynire bayılıyorum.
- Elif: Ben çocuklar için daha az tuzlu, taze kaşar veya lor bakacağım.
- Selin: (Şarküteri görevlisine) Bakar mısınız? Şu Bergama tulumundan 200 gram tadabilir miyiz?
- Şarküteri Görevlisi: Tabii hanımefendi, buyrun. Yanında bir de şu yeni gelen eski kaşarı deneyin.
- Selin: (Tadına bakar) Hmmm, tulum harikaymış! Bundan yarım kilo alayım.
- Elif: Usta, şu zeytinler boyalı mı? Çok parlak duruyorlar.
- Şarküteri Görevlisi: Yok efendim, bunlar doğal Gemlik zeytini. Kendi yağıyla parlıyor.
- Elif: İyi o zaman, çekirdeği küçük olanından bir kap hazırlatayım.
- Selin: Elif, şu pastırmanın çemenini iyice temizlemişler, baksana.
- Elif: Pastırma çok pahalı be Selin, kilosuna baksana altınla yarışıyor.
- Selin: Ayda bir kere alıyoruz canım, pazar kahvaltısının şanıdır pastırma.
- Elif: Neyse, o zaman 100 gramcık alalım bari, nefsimizi köreltiriz.
- Selin: Bak, manda kaymağı da taze gelmiş. Balın yanına ne yakışır şimdi.
- Elif: Sepeti doldurduk daha yolun yarısındayız, kocam faturayı görünce düşüp bayılacak!
- Selin: Boşver canım, sanki kendimiz için mi alıyoruz, hep çocuklar yesin diye.
- Elif: Kasap reyonuna geldik. Ben bu hafta tencere yemeği yapacağım, biraz kuşbaşı lazım.
- Selin: Ben de çocuklara köfte yapmak için orta yağlı kıyma alacağım.
- Elif: (Kasaba) Kolay gelsin, dana döşten iki kere çekilmiş yarım kilo kıyma alabilir miyim?
- Kasap: Tabii efendim, hemen hazırlıyorum. Başka bir arzunuz?
- Elif: Bir de haşlamalık kemikli et istiyorum, kışın çorbalara çok yakışıyor.
- Selin: Ben tavuk baget de alacağım, fırında soslu yapınca pratik oluyor.
- Elif: Tavukta hangi markayı tercih ediyorsun?
- Selin: Genelde “organik” veya “gezen tavuk” yazanlara bakıyorum, daha güvenilir geliyor.
- Elif: Ben de öyle yapıyorum, hormonlu tavuk yedirmek istemiyorum aileme.
- Selin: Şu antrikotların dokusuna bak, mermer gibi yağlı.
- Elif: Selin, bırak o eti, bütçemizi aşmayalım diyorum!
- Selin: Tamam tamam, sustum. Hadi bakliyatlara geçelim.
- Elif: Pirinç almam lazım. Baldo mu olsun Osmancık mı?
- Selin: Pilavın tane tane düşmesini istiyorsan Baldo’dan şaşma derim.
- Elif: Ama Osmancık daha çabuk pişiyor ve daha ekonomik. Karar veremedim.
- Selin: Ben genelde karışık yapıyorum, öyle de güzel oluyor.
- Elif: Bak, kırmızı mercimekte büyük kampanya varmış, iki paket alana indirim var.
- Selin: Kışın mercimek çorbası bizde her akşam içilir, kapalım hemen iki paket.
- Elif: Kuru fasulye de alalım. “İspir” fasulyesi mi bu?
- Selin: Evet, çabuk pişer ve ağızda dağılır. Şahane bir seçim.
- Elif: Yağ reyonuna geldik. Zeytinyağı fiyatları şaka mı?
- Selin: Valla şaka gibi. Eskiden tenekeyle alırdık, şimdi litrelik şişelere bakıyoruz.
- Elif: Ben sızma olanı salatalara, riviera olanı yemeklere kullanıyorum.
- Selin: En doğrusu o zaten, sızmanın o güzelim aroması pişince gidiyor.
- Elif: Şu ayçiçek yağının markası güvenilir mi sence?
- Selin: Bilindik markadan şaşma derim, kızartma yaparken koku yapmasın sonra.
- Elif: Haklısın. Şuradan bir de çay alalım, Rize çayı bitmiş evde.
- Selin: “Bergamot” aromalı seviyor musunuz siz?
- Elif: Eşim pek sevmiyor, o klasik sade çaycı.
- Selin: O zaman şu kırmızı paketli olandan alalım, demi çok güzel oluyor.
- Elif: Baharat reyonuna baksana, pul biberin rengi ne kadar koyu. İSOT bu sanırım.
- Selin: Urfa’dan gelmiş belli ki. Kebapların üzerine harika olur.
- Elif: Ben taze kekik ve nane de alacağım, kahvaltıda zeytinyağına karıştırırım.
- Selin: Selin, bak! Şu yeni çıkan fındık ezmelerinden denedin mi hiç?
- Elif: Denemedim ama şeker oranı çok yüksekmiş diye duydum.
- Selin: Ama tadı efsane diyorlar, bir kavanoz alsak mı?
- Elif: Hayır Selin, diyetteyiz unuttun mu?
- Selin: Ay ne diyeti canım, bu kadar alışverişten sonra ödülü hak ettik.
- Elif: Tamam, at sepete ama sadece hafta sonları yenecek, söz mü?
- Selin: Söz! Hadi şimdi unlu mamullere gidelim, taze ekmek kokusu geliyor.
- Elif: Şu fırından yeni çıkmış simitlerin güzelliğine bak!
- Selin: Sıcak sıcak… Yanına bir de üçgen peynir aldık mı tamamdır.
- Elif: Ben tam buğday ekmeği de alacağım, beyaz ekmeği evden tamamen çıkardık.
- Selin: Ben de çavdar ekmeği seviyorum, daha tok tutuyor.
- Elif: Bak, şurada “Siyez” unundan yapılmış kurabiyeler var.
- Selin: Ay çok sağlıklı duruyorlar, misafir gelince ikram ederim, alayım bir paket.
- Elif: Temizlik reyonuna girmemiz lazım, bulaşık deterjanım bitmiş.
- Selin: Şu “limonlu” olanlar yağı daha iyi çözüyor sanki.
- Elif: Ben kokusuz olanları tercih ediyorum, tabaklarda koku kalsın istemem.
- Selin: Çamaşır yumuşatıcısında indirim vardı, hatırlat demiştin.
- Elif: Ha evet! Şu “bahar tazeliği” olanın kokusu çok kalıcı.
- Selin: Ben daha çok “lavanta” kokusunu seviyorum, yatak çarşaflarında çok huzurlu oluyor.
- Elif: Kağıt havlu ve tuvalet kağıdı da alalım, onlar çok çabuk bitiyor.
- Selin: Şu 32’li paket daha mantıklı değil mi? Birim fiyatı daha uyguna geliyor.
- Elif: Kesinlikle. Büyük boy her zaman daha hesaplı.
- Selin: Şampuanlarda da kampanya var, “bir alana ikincisi %50 indirimli”.
- Elif: Benim saç tipime uygun olanı kalmamış, hep kuru saçlar için olanlar var.
- Selin: Tüh, neyse başka markete bakarız ona.
- Elif: İçecek reyonuna gidelim mi? Maden suyu almam lazım.
- Selin: Ben şu meyveli olanlardan alacağım, çilekli olanı çok ferah.
- Elif: Onlar çok şekerli Selin, sadesini alıp içine limon sıksana.
- Selin: Ama bu daha pratik geliyor. Neyse, haklısın, sağlıklı olalım.
- Elif: Bir de Türk kahvesi alalım, sabahları ayılmamıza yardımcı oluyor.
- Selin: Mehmet Efendi’den şaşmayalım, her zaman en tazesi o.
- Elif: Sepet iyice ağırlaştı, sürmek zorlaşıyor.
- Selin: Az kaldı, kasaya doğru gidiyoruz zaten.
- Elif: Ay, kedi mamasını unuttuk! Bizim “Tekir” acından ölür valla.
- Selin: Koş hemen al gel, ben arabayı bekliyorum burada.
- Elif: (Geri gelir) Tamamdır, mamayı da aldım. En sevdiği balıklı olanından buldum.
- Selin: Kasalara bak, hepsi çok dolu.
- Elif: Şu hızlı kasalardan geçsek mi? 10 parçadan az ürün diyor ama bizimki 50 parça var.
- Selin: Yok, orası bizi kabul etmez. Şu 4 numaralı kasa daha hızlı ilerliyor gibi.
- Elif: Tamam, oraya geçelim. Arabayı boşaltmaya başla istersen.
- Selin: Şu poşetlerden kaç tane alalım?
- Elif: Bende bez çanta var iki tane, onları kullanalım. Poşete para vermeyelim boşuna.
- Selin: Aferin sana, hep hazırlıklısın.
- Kasiyer: Merhabalar, hoş geldiniz. Sadakat kartınız var mı?
- Elif: Evet, numaramı girebilir miyim cihazdan?
- Kasiyer: Tabii, buyrun.
- Selin: Elif, şu çikolataları gördün mü kasanın yanındaki? Çok cazip duruyorlar.
- Elif: Selin, sakın! Kasada beklerken yapılan o son dakika alışverişleri en büyük tuzak.
- Selin: Ama çok güzel duruyorlar… Neyse, vazgeçtim.
- Kasiyer: Sebzelerden domatesi tartmamışsınız, kodu nedir biliyor musunuz?
- Elif: Ay unutmuşum, hemen bakayım… 1024’tü sanırım.
- Kasiyer: Tamamdır, halloldu.
- Selin: Toplam ne kadar tuttu acaba?
- Kasiyer: 2450 lira efendim.
- Elif: (Şok içinde) Ne?! Altı üstü bir kaç parça bir şey aldık!
- Selin: Ee Elif, her şeyden kilo kilo aldın, normaldir.
- Elif: Neyse, kredi kartıyla ödeyeceğim. Puanlarımı kullanabiliyor muyum?
- Kasiyer: Maalesef bu ürünlerde puan geçmiyor.
- Elif: Tamam, çekebilirsin.
- Selin: Benimkileri de ayrı geçelim lütfen.
- Kasiyer: Buyrun fişleriniz, iyi günler dilerim.
- Elif: Hadi gel, poşetleri arabaya yükleyelim bir an önce.
- Selin: Otopark çok sıcak olmuş, klima iyi gelmişti içeride.
- Elif: Bizim araba hangi kattaydı? P2 miydi P3 mü?
- Selin: P2, mavi sütunların oradaydı, hatırlıyorum.
- Elif: Hah, buldum işte orada.
- Selin: Poşetler çok ağır, belim koptu resmen.
- Elif: Neyse ki bitti. Eve gidip güzel bir yorgunluk kahvesi içeriz artık.
- Selin: Yanında da şu aldığımız taze simitlerden yeriz, harika olur.
- Elif: Tamam canım, haftaya pazara gideriz artık, bu kadar market yeter.
- Selin: Görüşürüz o zaman, dikkatli sür!
- Elif: Sen de canım, iyi akşamlar.
