Sanat Nedir?
Bu soruyu birkaç yıldır, fotoğraf kursumdaki çeşitli yaş gruplarından birçok öğrencime sordum, birlikte cevaplar aradık. “Cevap bulabildiniz mi?” diye sorarsanız, “Bulduk.” diyemem ama bazı sonuçlar çıkardık elbette. Bunlara geçmeden önce Ana Brittanica’dan sizlere bir sanat tanımı aktarayım: “Sanat, bazı düşünceleri, amaçları, durumları ya da olayları, beceri ve düş gücü kullanarak ifade etmek ya da başkalarına iletmek.”
Bu tanıma göre sanat, öncelikle bir düşünce aktarma yöntemidir. Sanatın ikinci önemli özelliği ise, insanın kendi düş gücüne özgü olmasıdır. Bu tanım hoşuma gidiyor çünkü “Sanat insanlara hoş gelmeli” demiyor. Oysa pek çok insana göre sanat mutlaka göze, kulağa hoş gelmelidir!
Ana Brittanica şöyle devam ediyor: “Sanat ürünlerinin doğal nesnelerden farkı, belirli bir nesne üretmeyi amaçlamasıdır.” Doğal nesneler; örneğin kristaller, arı peteği, örümcek ağı gibi oluşumlar güzeldir ancak onları sanat yapı olarak kabul edemeyiz; çünkü üretim değildir.
Konuyu biraz toparlayalım, sanat; sanatçının düş gücünü kullanarak düşüncelerini, özgün bir eser üreterek başkalarına aktarmasıdır.
Benim bu yazıyı yazmamdaki amaç, sanata ortak bir tanım getirme çabası değil. Ben asıl, “sanatçı” kavramının üzerinde durmak istiyorum. İnsanlar bu kavramı ne yazık ki biraz, ucuzlatmış ve herkes için kullanmıştır. Elbette ki kimin ‘sanatçı’ olduğunu belirlemek için sanat kavramını da tanımlamak gerekir. Ben de bu paragrafa kadar bunu yaptım.
Bana göre de Ana Brittanica’nın tanımı yerindedir. Sanatta en önemli nokta şudur: Sanat üretmektir. Bu durumda da bir kişi, yeni ve özgün eser üretmiyorsa ona sanatçı demememiz gerekir. Oyleyse, saz sanatçılarını, ses sanatçılarını, aktörleri sanatçı kategorisinden çıkarmamız lazım. Çünkü bunlar yeni ve özgün eserler üretmiyorıarı Onlar, başkalarının eserlerini bize iletmekten başka bir şey yapmıyorıarı Onlar sadece üretimleri bize iletmekle görevli insanlar.
Ama onların da üreticilerle ortak bir yönü var, yani iki grup da sıradan insanlardan farklı bir şeye sahipler: Yetenek!
Bu durum iki gruba da sanatçı dedirtiyor! Aslında bu insanların yeni ve özgün üretimleri yok. Sizce yine de bu insanlara sanatçı diyebilir miyiz? “Evet” mi diyorsunuz? O zaman şu örneği de bir düşünün;
Ana Brittanica’daki sanat tanımına göre, ben bir fotoğraf sanatçısıyım. Bir fotoğrafı çekim aşamasından sergi aşamasına kadar kendim üretirim. Yani, yeni ve özgün düşüncelerimi ifade etmek ya da başkalarına aktarmak amacıyla eser üretirim ve bu eserleri insanlara iletmek için başkalarına ihtiyacım yoktur. Ancak son zamanlarda slayt çekmeye başladım ve doğal olarak da slaytları mı herkese ulaştırmak için onları bir fotoğraf laboratuarında yıkofmom gerekiyor. Simdi size soruyorum, Beethoven’ın 7. Senfonisi’ni dinlemek için gerekli olan, müzisyenlere sanatçı diyorsunuz, benim slaytlarımı size aktarmamda gerekli olan fotoprinter görevlisine neden demiyorsunuz?


| Eylem | Ek | Örnekler |
|---|---|---|
| kız | -t-/-ıt-/-it-/-ut-/-üt- | Oğretmenimiz smavlarda sözlük kullandırmwor. |
| kull an | -ır-/-ir-/-ur-/-ür- | Oğretmen öğrencilere her gün kompozisyon yazdmyor. |
| oku | -ar-/-er- | Çocuk yemeğini yemeyerek annesini kızdtrdı. |
| çık | -dır-/-dir-/-dur-/-dür–tı r-/-tir-/-tur-/-tür | Bu olay herkesi güldürdü. |
| kork | Küçükken dedem gazetelerini bana okuturdu. | |
| duy | Kütüphane görevlisi gürültü yapan öğrencileri dışan çıkardı | |
| gül | ||
| yaz |
Lütfen çiçekleri kop arınavınız
- Güneş, yüzerken kolyesini düş __ _
- Oğlum, her akşam uyumadan önce bana masal oku _ _ _
- Hemşire hastalara çorba iç __ _
- Çok işim vardı bu nedenle biletleri arkadaşıma al _ _ _
- Müdür yeni bina için mimara proje çiz _ _
- Belediye, çöpçülere bütün sokakları temiz le __ _
- Çocuklarım için bankada hesap aç _
- Oğretmen sınıfta İngilizce konuş _ _ _
- Emine düğünü için çok güzel bir gelinlik dik _ _ .
- Ev sahibi, tamirciler_e _ _ tüm evi onar_m___ .
- Patron işçi _ tüm kolileri taşı _ .
- Rasim Bey, boyacı _ evi boya _ .
- Sibel Hanım, kızı_ yeni ayakkabılarını giy __ .
- Sekreter görevli _ mektupları postala _ .
- Ben oğlum _ her akşam onda uyu _ .
- Cem, fıkra anlatarak öğrenciler _ gül _ .
- Terzi, pantolonun beli _ daral _ .
- Sen, misafirler _ toplantı salonuna çık _ .
- 1 O. Oğretmen, öğrenci _ sınıftan çık _ .
- Okul törenlerinde öğretmenler hep ben _ şiir oku _ .
- Bu dilekçeyi müdür _ de imzala _ .
- Alışverişten sonra paketlerimi görevli _taşı _
- Trafik gürültüsü çocuk _ uyan _ _ _
zekice
anlamsız
çirkin
etkileyici
çılgın
sıkıcı
güzel
sıradışı
yaratıcı
tuhaf
şaşırtıcı
sıradan
gülüştür.
ilginç
saçma
muhteşem
gerçekçi
ve
dahası
bu yüzden
sanıyorum
ama
hem. .. hem
ancak
herhalde
çünkü
ne … ne
aynı zamanda
fakat


| Eylem | Ek | Ek | Örnekler |
|---|---|---|---|
| çağır | -t-/-ıt-/-it-/-ut-/-üt- | -t- | Yönetici geç gelen memuru odasına çağırttı. |
| kaldır | -ır-/-ir-/-ur-/-ür- | -tır-/-tir-/-tur-/-tür | Ayşe Hanım bugün akşam yemeğini kızına pişirffi. |
| pişir | -ar-/-er- | Mine sofrayı eşine kaldırttı. | |
| bit | -dır-/-dir-/-dur-/-dür- | Anne çocuğuna tabaktaki tüm yemeği bitirtti. | |
| -tır-/-tir-/-tur-/-tür- |
Terzi pantolonun paçalarını kısal-t-tı. Sema, terziye pantolonunun paçalarını kısal-t–tır-dı
Kiralık bir katil Bülent’i öl _
Omer, kiralık bir katile Bülent’i öl _ _ _
Geçen derste öğrenciler bayram anılarını anla _
Oğretmen, derste öğrencilerine bayram anılarını anla _ _ _
Belediye görevlileri sokaktaki afişleri in _ _ _
Belediye Başkanı, görevlilere sokaktaki afişleriin _ _ _
Aaı Erhan saçlarını kes _ _ _
Babası Erhan’a saçlarını kes _
Ofistekiler yeni yıl öncesinde tüm işleri
bit _
Genel müdür yeni yıl öncesinde ofistekilere tüm işleri
bit _
Yemek kursunun sonunda her öğrenci ayrı bir yemek
piş _
Yemek kursunun sonunda öğretmen her öğrenciye
ayrı bir yemek piş _ _ _
Oğrenciler sınıfa kendi ülkelerine ait fotoğraflar
Oğretmen öğrencilere kendi ülkelerine ait fotoğraflar
gel _
Bazı akciğer hastaları tedavileri için balon şiş _ _ .
Doktorlar bazı akciğer hastalarının tedavisi için onlara
balon şiş _ _ _
Şirketin elektrik faturasını Ali Bey yat _ _ _
Bugün ofisten çıkmam mümkün değil. Şirketin elektrik
faturasını Ali Beye yat _ _ _

Yemekleri sen yapmadın değil mi, hepsini/hepsineanneni/annene pişirttin.
Doktor hemşireyi/hemşireye, hastaları/hastalara ilaç içirtti
Bak beni/bana oyalayıp otobüsü/otobüse kaçırttın.
Ali bey köpeğini/köpeğine bu sabah eşini/eşine gezdirtti
Murat bey sabah ilk iş olarak sekreterini/sekreterine
mektupları/mektuplara göndertti.
Oğretmen bir öğrenciyi/öğrenciye koridordaki öğren
ci leri/öğrencilere sınıfa çağırttı.
Ayşe hanım evdeki bozuk ampulleri/ampullere oğlu
nu/oğluna değiştirtti.
Murat bey çocuğunu/çocuğuna estetik ameliyat yaptırtı
